Gündem

 Deniz Feneri Balyoz Harekat Planı
 Demokratik Açılım İrtica Eylem Planı
 Siyasi Gündem Ergenekon
 Ekonomik Gündem 

 Gündem > Siyasi Gündem > Bozdağ: "Buradan size ekmek çıkmaz"

Bozdağ: "Buradan size ekmek çıkmaz" 

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, öğrenci evleri tartışmasının ardından yaşananlara ilişkin, "Ben kriz duasına çıkanlara, 'buradan bize bir kapı açılabilir' diye ümitle bekleyenlere, sevinenlere diyorum ki boşuna kendinizi yormayın buradan size bir ekmek çıkmaz" dedi.

Bozdağ, Kanal 7 Televizyonundaki "Başkent Kulisi" programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

"Keşke böyle bir usulle konuşulmuş olsa..."

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın açıklamaları hatırlatılarak, "Sayın Arınç ile Sayın Başbakan arasında bir kriz mi var" sorusuna Bozdağ, şu yanıtı verdi:

"Bu konu üzerinden Türkiye'de basın aracılığıyla koparılmak istenen bir fırtına var. AK Parti'nin içine, birliğine, beraberliğine dönük 'Acaba buradan biz ekmek bulabilir miyiz' diye bir gayret var, bir çaba var. O gayret ve çaba içinde olanlara, keyiften dört köşe olanlara veya ellerini ovuşturanlara, benim buradan bir şey söylemem lazım, o da şu, buradan onlara ekmek çıkmaz. Boş yere uğraşmasınlar, boş yere keyiflenmesinler, boş yere haveslenmesinler. Bugüne kadar AK Parti 11 yıllık süre içinde pek çok dönemi başarıyla atlatarak bugüne geldi, bundan sonra da aynı istikamette devam edecektir. Burada Sayın
Başbakanımızın söylediği söz esastır, 'Biz bunu kendi içimizde konuşuruz, kendi içimizde çözeriz, basın huzurunda konuşmayız bunları tartışmayız' dedi. İşin doğrusu da budur. Keşke böyle bir usulle konuşulmuş olsa daha isabetli olurdu."

"Öyle bir kriz yok"

"Sayın Başbakan ile Sayın Arınç'ın arası bozuk mu?" denilmesi üzerine Bozdağ, "Hayır, öyle bir şey yok" karşılığını verdi.

Aynı aile içinde bile insanların zaman zaman farklı düşünebildiğine dikkati çeken Bozdağ, "Kaldı ki biz büyük bir siyasal hareketiz. Bu hareketin içerisinde uslüp farklılıkları olabilir. Ben fikir farklılığı olduğunu düşünmüyorum ama arada bazı konularda farklı düşünmeler olabilir. Bu ayrılık, çatışma anlamına gelmez" diye konuştu.

"Yani bir kriz yok" sözlerine, "Öyle bir kriz yok" karşılığını veren Bozdağ, şöyle konuştu:

"Onun için ben kriz duasına çıkanlara, 'buradan bize bir kapı açılabilir' diye ümitle bekleyenlere, sevinenlere diyorum ki boşuna kendinizi yormayın buradan size bir ekmek çıkmaz. Bugüne kadar çok ekmek gözlediler AK Parti'nin içine dönük birşeyler yaparak veya bekleyerek, 'acaba' diyerek ama 11 senedir bu işin duasına çıkan, bekleyen, bu iş için nöbet tutan ne medyaya ne başkalarına buradan ekmek çıkmadı. Bundan sonra da çıkmaz."

Öğrenci evlerine yönelik yasal adım atılacak mı?

Öğrenci evlerine yönelik yasal bir adımın atılıp atılmayacağının sorulması üzerine Bozdağ, söz konusu tartışmanın doğru bir zeminde götürülmesi gerektiğini vurguladı.

Tartışmanın ana konusunda Türkiye'de yüksek öğrenimde okuyan kız ve erkek öğrencilerden bazılarının yurtlarda veya evlerde birlikte, ortak yaşadıklarına ilişkin bilgilerin olduğunu söyleyen Bozdağ, "Türk toplumu ve bizler, anneler babalar olarak yüksek öğrenimde okuyan kızımızın erkeklerle veya oğlumuzun kızlarla ikili veya çoklu bir evde veya yurtta kalmasını arzu ediyor muyuz, etmiyor muyuz, bunu doğru görüyor muyuz, görmüyor muyuz? Tartışmayı buradan değerlendirmek lazım" ifadelerini kullandı.

Türk toplumunun aile ve değer yapısının kız ve erkek öğrencilerin birlikte aynı yaşam alanını paylaşmalarını hoşgörmeyeceğini ve böyle bir yaklaşıma onay vermeyeceğini ifade eden Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ben şahsen oğlumun üniversitede kızlarla, kızım varsa da onun erkeklerle ikili ve çoklu kalmasına razı olmam. Benim sahip olduğum kültür, ahlak, medeniyet anlayışı, içinden çıktığım toplum da buna izin vermez. Sayın Başbakanımız da bunu söylüyor. Muhalefet partileri bunu eleştirdiler, birden bire konuyu getirdiler AK Parti'ye nasıl zarar veririz noktasına taşıdılar. Polisler sanki bütün kapıları tek tek gezecekmiş gibi bir iklim oluşturmaya çalıştılar. Halbuki söylenen şey çok açık, kızlı erkekli öğrencilerin aynı yaşam ortamını paylaşmasından duyulan bir rahatsızlıktır."

Bununla ilgili muhalefet partilerinin temsilcilerine, "kızları varsa kızlarının üniversite okurken bir evde erkeklerle kalmasına, oğulları varsa onların kızlarla aynı evi paylaşmasını onaylıyor musunuz" diye sorduğunu hatırlatan Bozdağ, "Ben cevabını da kendim verdim, bunun cevabı hepsinde ben eminim, 'Ben bunu doğru görmüyorum' olacaktır. Madem siz kendi oğlunuz, kızınız için bunu doğru görmüyorsunuz da bu milletin evlatları için neden bunun böyle olmasını arzu ediyorsunuz. Kendi çocuğunuz için istemediğinizi başkalarının
çocukları için niçin istiyorsunuz" diye sordu.

"O kampanya tutmaz"

Yapılan tartışmanın ardından ortaya bir fotoğrafın çıkacağını söyleyen Bozdağ, tartışmanın sağlıklı bir zeminde yürümesine yönelik arzularını dile getirdi.

Tartışma üzerinden AK Parti'ye zarar verme kampanyasının başladığını ifade eden Bozdağ, "Ama o kampanya tutmaz. Milletin yaklaşık yüzde 99'nun 'hayır' dediği bir şey üzerinden AK Partiye kimsenin zarar vermesi mümkün değil" dedi.

"Yaşam tarzına müdahale" iddialarına da değinen Başbakan Yardımcısı Bozdağ, şöyle konuştu:

"Yaşam tarzına müdahale konusunda en büyük kara propagandaya maruz kalan iktidar biziz. 11 senedir iktidardayız, 11 yıldır 'eteğe müdahale edecekler, başın açık olmasına, kapalı olmasına müdahale edecekler, içkiye müdahale edecekler, şunu yapacaklar bunu yapacaklar' diye bir kara propagandadır gidiyor. Bunu söyleyen dostlarıma diyorum ki 11 senedir bu laf söyleniyor. Bana bir tane somut örnek göster. AK Parti iktidarı 11 sene içerisinde falanın eteğinin uzunluğuna karıştı, falanın içtiği içkinin bardak sayısına karıştı veya içmesine karıştı, falanın başını örtmesine açmasına karıştı, yaşam tercihine, tarzına karıştı diye. Türkiye'nin bir ilinden, bir mahallesinden değil, bütün ilerinden ilçelerinden köylerinden bir tane örnek getirmen lazım ki biz sana hak verelim. Sayın Başbakanımız 1994'ten beri ülke yönetiminde, İstanbul gibi ülke gibi bir yer yönetti. Bir örnek yok. Ama bu kara propagandaları yapanlar bunu yaptılar, biz icraatımızla ortaya kendimizi koyduk."

Bozdağ, Demokratikleşme Paketiyle kişilerin tercihlerini yansıtan yaşam tarzlarına müdahaleyi suç saydıklarını da hatırlattı.

 "Devleti yasalara göre yönetiyoruz, kafamıza göre değil"

"Bu hane mahremiyetine müdahale olarak yorumlandı ve Hazreti Ömer örneği verildi. Bir evde gürültü çıkınca eve giriyor, bunun üzerine evin reisi Hazreti Ömer'e 'Biz bir hata ettik ama sen dört hata ettin' diyor. Kız erkek doğru değil ama velev ki öyle kalıyorlar ne yapacaksınız?" sorusu üzerine Bozdağ, şunları söyledi:

"Devleti yönetirken anayasa ve yasalara göre yönetiyoruz, kafamıza göre değil. Bizim çıkardığımız bütün yasalar eğer öyle geniş bakanların penceresinden bakarsanız özel hayata müdahale gibi algılanabilir. Örneğin biz ticaret hukukunu çıkarıyoruz, şirketler hukukuna ilişkin düzenleme yapıyoruz. Birileri çıkıp diyebilir ki 'bu sermaye benim, bu şirket benim, parayı ben kazandım, sen gelip beni, şirketimi nasıl kurallara bağlıyorsun. Ben kendi kafama göre bu şirketi yöneteceğim.

Devlet bunu dizayn eder düzenleme yapar, daha sonra da bunu şirketler hukukuna göre kendi denetler veya özel denetim şirketlerine denetletirse özel hayata müdahale olur' diyebilir mi? Diyebilir. Boşanıyor insanlar, mahkemeye gidiyor. Boşanmayla ilgili hukuki düzenleme yaptığınızda 'ne karışıyorsun kardeşim? Ben ister boşanırım, ister evlenirim' diyebilir mi ? Diyebilir. Onun için bu tartışmayı eğer çok geniş çerçevede ele alırsanız o zaman 'bırakın yapsınlar bırakın gitsinler' anlayışı olur. Hiçbir hukuksal düzenleme yapamazsınız. Herşey yaşam tarzına müdahale gibi algılanır. Özel hayata müdahale
gibi algılanır. Halbuki kamu düzeninin, kamu güvenliğinin genel sağlığın, genel ahlakın korunmasına ilişkin düzenleme yapılması yasal veya idari düzenleme yapılması bizim anayasamıza göre temel hak ve hürriyetlere getirilmiş istisnadır."

Kimsenin özel hayatına AK Parti iktidarları döneminde anayasa ve yasalara aykırı şekilde bugüne kadar asla müdahale edilmediğini ifade eden Bozdağ, bundan sonrada edilmesinin söz konusu olmadığını vurguladı.

"Elbette tedbir alacaksınız"

Anayasa'nın 58. maddesinde ifade edilenlerin, öğrenci evleri tartışmasına dayanak olup olmayacağı sorulan Bozdağ, bu maddenin gençlerle ilgili düzenlemeler içerdiğini, gençlerin alkol düşkünlüğü, uyuşturucu madde, suç, kumar, kötü alışkanlıklar ve cehaletten korunmasını devlete görev olarak yüklediğini söyledi.

"Devlet olarak gençlerimiz böyle bir noktaya giderken tedbir almayacak mısınız? Gençleri uyuşturucudan, suçtan ve suç örgütlerinden, kötü alışkanlıklardan korumak için tedbir almayacak mısınız? Elbette tedbir alacaksınız" diyen Bozdağ, bu milletin gençliğini suça bulaştırmak isteyenlere karşı tedbir almanın devletin görevi olduğunu bildirdi.

Bozdağ, "Aileyi dağıttığınız zaman yeniden toplamak, yeniden inşa etmek o kadar kolay değil. Yıkmak kolay, ama yapmak çok zor. Aile Türk toplumunun temeli. Bu temeli koruyacak, ayakta tutacak tedbirleri almak da devletimizin vazifesidir. Kimse bize vazifemizi yapma diye akıl vermesin" dedi.

"Yeni anayasayı hayata geçirme imkanı yok"

"Yeni Anayasa konusunda uzlaşılan 60 maddeyi çıkaralım görüşü oluşmuştu, ancak bu reddedildi. 'Anayasa konusunda umutlar tükendi' diyor musunuz?" sorusu üzerine Bozdağ, yeni Anayasa konusuda işin başından beri CHP, MHP ve BDP'yi samimi görmediğini belirtti.

Uzlaşma Komisyonu'nun çalışmasında yeni Anayasa'dan ziyade 82 Anayasası'nın üzerinde tadilat yapan bir anlayış görüldüğünü aktaran Bozdağ, şunları söyledi:

"Bazı maddelere hiç dokunmadan, bazılarını bir takım rötuşlarla yaptığınızda oradan yeni bir anayasa çıkarmıyorsunuz. Böyle bir durum var. İlk uzlaşma böyle bir kabul üzerinden başlayınca ben 'Eyvah' dedim. Bunlar yeni Anayasa konusunda samimi değiller. Siz bir takvimle kendinizi bağlarsanız o takvime uymanız gerekmez mi? Bağladılar.

Dendi ki '2012'nin sonunda bu iş bitecek.' 31 Aralık geldi, bitmedi. Sonra 'Nisan' dendi. Mayıs geldi bitmedi. 'Haziran son' dendi bitmedi. Şimdi devam ediyor. Bir defa ucu açık bir çalışma yaparak netice alamazsınız. Türkiye'nin Anayasa birikimi var. Yeni Anayasa yapabilecek her türlü imkanı var. Ucu açık çalışma demek ipe un sermek demektir. Yeni Anayasa yaptırmamak için zamana oynamaktır. Maalesef zamana oynadılar. Şimdi seçim geldi. Herkes elini vicdanına koysun. Bu kadar seçim olayının yaşanacağı bir dönemde yeni Anayasayı hayata geçirme imkanı var mı? Yok."

Kendilerinin ucu açık bir çalışma yerine zaman ile sınırlandırılmış süresi, ucu sabitlenmiş bir takvimi benimsediklerini aktaran Bekir Bozdağ, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun uzlaşılan 60 maddenin yasalaştırılması teklifinde bulunduğunu, bu teklifi kabul ettiklerini ancak bu sefer CHP'nin bu konuyu yetkili kurullarında görüşme gereği duyduğunu belirtti.

Bozdağ, "Yetkili kurullarda neyini istişare edeceksiniz? Gelin yapalım diye siz teklif ediyorsunuz, biz kabul ediyoruz. Yapılması gereken yetkili kurullarda istişare değil 'Teşekkür ederiz' demektir. Siz eğer bu görüşünüzü istişare etmeden ortaya getirdiyseniz o ayrı bir konu. Ama teklifini kabul ettiğimiz bir konuyu istişareye götüren bir anlayış, daha sonra da 4 parti bir araya gelirse biz buna varız diyen bir noktaya geldi. Halbuki Sayın Bahçeli ve MHP, 'Biz Anayasanın tamamın olmadan kısmi madde yasalaştırılmasına karşıyız' diye açıklama yapmıştı. Bir yandan o daveti yapıp sonra da 'Biz buna yokuz' demek, bir parti açık açık deklarasyonda bulunduğu halde onun rızasını şart koşmak şark kurnazlığıdır, milleti aldatmaktır, gayri samimiliktir. CHP kendi
önerisinden bir kez daha çark etmiştir" diye konuştu.

"İklim musait değil"

Yeni anayasanın 24. dönemde hayata geçirilmesi için şu anki iklimi müsait görmediğini aktaran Bozdağ, "Özellikle partilerin tutumunu müsait görmüyorum. CHP, MHP'nin tavırları ortada. Bizim de tek başına yapabilme imkanımız yok" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın seçim sistemine ilişkin önerileri hatırlatılarak "Siz seçimlerden önce buradan tercih edeceğiniz bir modele dönük düzenleme yapar mısınız, yoksa muhalefetten gelecek cevaba göre mi hareket edersiniz?" sorusu üzerine Bozdağ, şu ana kadar yüzde 10 barajını eleştirmeyen, hükümeti bu konuda eleştirmeyen kimse kalmadığını söyledi.

Başbakan Erdoğan'ın 3 teklifte bulunduğunu hatırlatan Bozdağ, şöyle devam etti:

"Başbakanımızın açıklamaları esasında 3 seçenekten muhalefet hangisine evet diyorsa biz onu yasalaştırmaya hazırız diye bir çağrıdır. Baraj baskısını kaldırıyoruz. AK Parti kendini koruyor anlayışını tamamen yıkıyoruz. Gelin ne diyorsanız beraber yapalım. '3 alternatifin üçüne de varız' dedik. Muhalefet sıfır baraj, dar bölge istemiyor. Yüzde 5 barajlı sistemi de istemiyor.

Muhalefet şikayet ettiği yüzde 10 barajlı sistemin devamını istiyor. Bu şuna benziyor, bir hanımefendi gelin oluyor, ağlıyor gitmek istiyor. Ondan sonra 'Kızım gitmek istemiyorsan kal' diyorlar. 'Yok. Ben hem ağlarım hem giderim' diyor. Bizim muhalefetin hesabı gelinlik kıza benziyor. Hem ağlarım hem giderim diyor. Hem yüzde 10 barajından şikayet ederim, hem yüzde 10 barajına dokundurtmam, bununla yola devam ederim diyor. O zaman kalkıp demokrasiden dem vurmayacaklar. Muhalefet yüzde 10 ile yola devam ededelim bu işle fazla oynamayın demek istiyorlar. Eğer muhalefet partileri kamuoyunun önüne çıkıp açık açık görüşlerini ifade etmezlerse o zaman biz elbette bir tercihte bulunmak durumunda kalacağız. Onlar görüşlerini ifade etmediği zaman oturup bu konuyu tekrar
değerlendireceğiz."

"Muhalefet yüzde 10 barajın kalmasından yana"

Demokratikleşme paketinde ifade edilen seçim sistemine ilişkin üç seçenekten birini tercih ederek hareket edeceklerini dile getiren Bozdağ, "Benim şu anda muhalefetin tutumundan gözlemlediğim şey, kamuoyuna deklare etmeseler dahi, muhalefetin yüzde 10 barajıyla yola devam etmek istediğine ilişkindir" dedi.

Muhalefetin isteğinin mevcut seçim sistemiyle barajın düşürülmesi yönünde olduğunun belirtilmesi üzerine ise Bozdağ, "Onu da yapalım, ona da karşı çıkarlar. Bu konuda samimi değiller. 'Gelin sıfır baraj yapalım' diyoruz. Sıfır baraja bir siyasi parti hayır diyebilir mi? Türkiye'de oluyor bu, belki dünyada ilktir. Sıfır baraja 'hayır' diyen muhalefet partilerinin olduğu bir ülke" değerlendirmesinde bulundu.

"Sarıgül halkın insanı olmaktan ziyade bazı çevrelerin insanı"

Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sargül'ün CHP'ye katıldığı anımsatılarak, "Sarıgül ismi sizin için de ciddi bir tehdit değil mi?" diye sorulmasına karşılık Bozdağ, yerel seçimleri şahıslar üzerinden değerlendirmenin yanlış olacağını belirtti.

Bozdağ, CHP'nin genetik kodlarıyla bu toplumun değerlerinin bağdaşmadığını söyleyerek, yaşantısı, söyledikleri ve yaptıkları ortada olan Sarıgül'ün "halkın insanı olmaktan ziyade bazı çevrelerin insanı" olduğunu dile getirdi. Bozdağ, "O çevreler onu halkın insanı gibi bir takdim gayreti içerisinde. Belli sermaye kesimleri, belli başlı başka kesimler" dedi.

Kılıçdaroğlu'nun CHP'nin başına AK Parti'ye karşı bir başarı elde etmek için getirildiğini ancak başarılı olunamadığını dile getiren Bozdağ, Sarıgül'ün CHP'ye katılımıyla bu doğrultuda başka bir yol denendiğini ifade etti.

Bozdağ, şöyle konuştu:

"Onun için, Sarıgül'ün CHP'ye geçişine bakarsanız aslında CHP Sarıgül'e katılıyormuş gibi bir havayla, genel başkanı, partiyi inciten, rencide eden bir propagandayla yapıyorlar. Ortaya konan söylemlere, yapılanlara baktığınızda bir partinin hiyerarşik yapısı içinde bunlar hoş karşılanacak şeyler değil. Çünkü Kılıçdaroğlu'nu getiren eller kimse Sarıgül'ü getirenler eller de o. Onun için bu bir ambalaj.

İstanbullu, AK Parti döneminde yapılan hizmetleri biliyor. Bundan sonra hizmetler üzerinden ilk değerlendirme yapılacak, İstanbul'da da değerlendirme onun üzerinden yapılacak. Bizim açımızdan herhangi bir tehlike veya tehdit oluşturması mümkün değil. Bütün hepsi bir araya gelse dahi yaptıkları ortada. Ancak onlar böyle bir tehlike varmış gibi oluşturmak istiyorlar. O, onların üfürdüğü bir üfürük. Belediye seçimleri içerisinde
şişiriyorlar balonları, oradan, buradan, belli çevreler. Halkı aldatmaya, kandırmaya dönük pek çok manipülasyon bu süreçte olacaktır."

"İstanbul'daki seçim yarışı takvimden ibaret"

AK Parti'nin milletle gönül bağı kurduğuna işaret eden Bozdağ, kendilerini, hizmetlerinin yanında halkın partiye ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a verdiği gönülden desteğin güçlü kıldığını kaydetti.

Destek devam ettiği sürece hizmeti de güçlü bir şekilde sürdüreceklerini söyleyen Bozdağ, "İstanbul'da da bizim seçime dönük herhangi bir sıkıntımız yok. İstanbullular,
hakşinas, kadirşinas insanlardır. Değişen, dönüşen İstanbul'u en iyi yaşayarak gördüler onlar, neler yapıldığını biliyorlar" değerlendirmesinde bulundu.

İstanbul'daki seçim yarışının takvimden ibaret olduğunu ifade eden Bozdağ, sözlerini şöyle tamamladı:

"Sandığın şakası olmaz. Şakası olmadığı için de orada tokadı millet bir kez daha yapıştıracak. Yeniden AK Parti ile ve daha güçlü bir şekilde yoluna devam edecek. Sarıgül, bizim için diğer adaylar gibi sıradan bir aday, hiçbir farkı yok. Bunu medya büyütüyor, şişiriyor. Belli çevreler de şişirilmesi için özel gayret ediyor. Onun için hormonlu bir siyasal anlayışla mücadele kolaydır. Çünkü vatandaş gerçeğe daha fazla değer veriyor. Biz gerçek, doğru olanı temsil ediyoruz. O yüzden rahatız, hiçbir sıkıntımız yok."

 
cnnturk.com, 10.11.2013

Bu bölümdeki diğer içerikler için tıklayınız.